Gündelik Hayat · Uncategorized

2017 Yaz Biterken

Allah aşkına bitsin.

Ne kaldın be yaz. Ne ısıttın ortalığı.

Sokaklarda ipsiz sapsız saatsizce gezemedikçe, sahillerde elinde közlenmiş mısırınla gün batımına rüzgarı hissederek ve ayakların kumlardayken izleyemedikçe, sevdiğin insanla günlerce maviliklere doyamadıkça ne zor geliyorsun, ne zor oluyorsun.

Evde klima ile oturunca kafese konulmuş kuş gibi hissediyorum kendimi. İlk baharın gelmesi bir huzursuzluk ama sonbahar bambaşka bir rüya.

Hadi toparlan git. Havanın serinliği ile yine krem rengi şalımı sarayım kendime. Oğlumla  sokaklara çıkalım, yine gezi planları yapalım. Yeni bir kitap listesi, izlenecekler listesi yapayım.

Kafamın içinden çıkardığım yüklerle. Ne güzel bir akşam. Tekrar yazmaya başlamak. Tekrar izlemeye başlamak. Yeniden kendimi inşa etmek.

Merhaba zaman.

Merhaba Sonbahar.

Altı Çizilenler · Gündelik Hayat · Uncategorized

İşine Bakan İnsan

ot dergisi çizim

Bence kimse kendi işine bakmıyor. Bence herkes gizli gizli birbirini inceliyor.

Bence kimse gece uyumadan kitap okumuyor. Bence herkes stalk yapıp öyle uyuyor.

Bence kimse kendini geliştirme derdinde değil. Bence herkes birbirini eleştirme derdinde.

Bence kimse açık sözlü değil. Bence herkes dedikoducu.

Bence kimse hayal kurmuyor. Bence herkes kurbanlık koyun.

Bence kimse kimseyi sevmiyor. Bence herkes hesap peşinde.

Bence kimse bir gün mülteci olabileceğini düşünmüyor. Bence herkes haddini bilmeli.

Bence kimse geleceğini planlama peşinde değil. Bence herkes tasarruflu olmalı.

Bence kimse yalnız kalmamalı. Bence herkes sevdiğine sevdiğini söylemeli.

Bence kimse çocuklara zarar vermemeli. Bence herkesin önceliği çocuklar olmalı.

Bence kimse nefret söylemi yapmamalı. Bence herkes birbirini dinlemeli.

Bence kimse en özel en güzel ve en iyi değil. Bence herkes kendini geliştirmeli.

Kitap · Uncategorized

Orhan Pamuk’u Sevmek

Kedi gibi dönüp dolaşıp aynı adamın kitaplarının önüne dikiliyorum. İlk kez 2008 yılında kitabını okudum Pamuk’un yani yolculuğa Masumiyet Müzesi ile başladım. Şimdi ise Benim Adım Kırmızı’yi bitirdim. Sevgili Şeküre’ye not: kitaptaki Pamuk sendin.

Farklı bir roman okusam, farklı bir yazar okusam aynı hisleri alamadığım için bırakıyorum. Mesela bir Ayfer Tunç, deli gibi öven blog yazılarına kanıp aldım kitaplarını ne bir ruh var, ne bir perdeyi elimle kaldırıp görebiliyorum olanları ne de karakterinde kendi evimde ayak izlerini bulabiliyorum. Ama sadece Suzan Defter güzeldi. Kitap kimde kaldı bilmiyorum, kütüphanemde yok.

Başka kimseyi sevmiyor muyum?

Yok hayır. Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf, Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur, Barış Bıçakçı Bizim Büyük Çaresizliğimiz mesela. Benim manzaramın parçalarını oluşturuyorlar.

Gündelik Hayat · Uncategorized

İzmir’de Yağmur ve Kış

Tuhaf bir mutluluk veriyor günlerin kısalması, hafif güneşli günlerin ağaçların sarı yapraklarını parlatması, rüzgarın hafif soğuk esmesi, hırka terlik ikilisinin evdeki gündelik rutine yerleşmesi aynı gündelikliğe soğuğun yaklaşmakta olduğu anlamını katıyor. Ben kışı giderek daha çok sevdiğimi hissediyorum.

Güneşin gözüme gözüme parlayan hali beni biraz yıpratıyor sanki.

Çünkü ben Aydın’da büyüdüm. Küçükken yaşadığımız evin çok sayıda pencereli odaları iki tane de geniş balkonu vardı. Sapsarı güneşin uzun yaz günlerinde evi saatlerce doldurması günü hiç bitmeyecekmiş gibi hissettirirdi. Evin her odası saatlerce sarı renk olurdu ve dışarısı çok sıcak olduğu için evde vakit geçirmek zorunda kalırdım güneş sonunda terk edene kadar.

Ben griyi seven biriyim.

Geçenlerde biraz sonbahar renklerini yağmurun ıslattığı ağaçlardan yakalamaya çalıştım. İşte bunlar fotoğrafları.

Anne Bebek · Uncategorized

Şeyma’nın Annelik Günlüğü #4

Başlığa baktığımda Annelik günlüğü 3 isimli bir yazı yazmış mıyım hatırlamadığımı fark ettim. Ara ara 24 saatlik zaman diliminin bana yetmediğini düşünüyorum. Planladığım yapmayı istediğim o kadar çok küçük ayrıntı var ki, hepsini yapmaya başladığımda fotoğraf karelerinin zinciri devam ettiğinde evet ortaya büyük yapımlı bir film çıkacak. Hem ev hayatım hem kariyerim açısından bunu giderek hissetmeye başladım. Artık her geçen gün zamanın daha çok kıymetini biliyor, daha somut daha gündelik hayatın işleyişini kolaylaştıracak ve planlılığımı artıracak şeyler yapıyordum.

Ev işleyişi, ışığa kaliteli vakit ayırma isteğim beni daha planlı ve düzenli olmaya doğru itti. Anne olmadan önce daha spontan daha kendi halinelik vardı üzerimde şimdi ise oğlum 1 yaşına girmek üzereyken fark ediyorum ki daha paylaşımcı daha tempoluyum. Günlük olarak ulaşabildiğim hedeflerim bile var neredeyse.

Yalnız neredeyse artık çok az kitap okuyorum. Bunun canımı sıktığının farkındayım ama uyku gün sonuna doğru aşırı ağır basıyor ve ben kendimi bırakıyorum. Gün sonu dediğim 03.20 şu an mesela ama klavyemi bırakmadım sizlere yazıyorum.

Evliliğinin ikinci yılının ortasında 1 yaşında bebek sahibi bir anne olmak beni şunda emin kılıyor; dünya kadınların çabalarıyla dönüyor. 

Hem sevdiklerimin mutlu olması, sevdiklerim yani ailemin ihtiyaçlarını gidermek, hem de kendime özel vakit ayırmak demek bu aralar uykusuzluk demek. Fakat bunları da yaşadıkça daha çok olgunlaştiğimi anlıyor ve kendimi daha çalışkan buluyorum.

Daha uzun yazmak yerine kısa kısa yazmayı istiyorum. Sonraki yazımda Işığın doğum günü için yapmaya başladığım hazırlıkların fotoğraflarını paylaşacağım.

Güzel bir 4 saatlik uyku benim olsun o halde.

Altı Çizilenler · Anne Bebek · Kitap

Şermin Çarkacı Kötü Alışkanlıklara İyi Öneriler

20160923_011344
şermin çarkacı kötü alışkanlıklara iyi öneriler

Kitabı sevdim. Şermin Çarkacı hanımın kendisini instagram ahalisi Oyuncu Anne hesabından tanıyor, ben de zaten instagram vesilesi ile tanımıştım. Açıkçası her instagram annesi gibi anılarını ve hislerini bir fotoğrafın altına iki paragraf ekleyerek yazıyor. Güler yüzlü ve pozitif.

Aslında bebek ve çocuk gelişimi üzerine sadece Haluk Yavuzer hocanın kitaplarını okudum, zaten pedagojik formasyon sertifikası programında gelişim psikolojisi dersi de almıştım, ders kitabı dışındaki kitapları da gördüm ama incelemek istemedim. Başkasının anılarını, kendi annelik hislerini okumak bana bir şey katmayacak diye düşündüm veya kapak süslü ve içeride puntolar büyük ara ara çizimlerle süslenmiş kitaplar bana boş görünürdü almamayı tercih ederdim.

Fakat yine instagramdan takibinde olduğum Serdar Kuzuloğlu kitabı paylaşınca merak saldım. Kitabı sipariş ettim. Tasarımı gördüğünüz gibi enfes, içeriği aşırı eğlenceli bir dille kurgulanmış. Üç çocuk büyüten Oyuncu Anne anılarını, çocuklarını büyütürken karşılaştığı minik sorunları büyütmeden sakince ve akıllıca çözmüş, bize de tavsiyede bulunmuş. Kitabın kurgusu gerçekten güzel, her bölümü kendisinin yazdığı sevimli masallarla bitirmiş.

Herkes anne olabilir, herkes bebek büyütebilir, herkes iyi anne iyi ebeveyn de olabilir ama herkes insancıl olamaz. İnsancıl olmak mizaç işidir. Mizaç ise doğuştan gelir. Oyuncu Anne Şermin Çarkacı’nın kitabı’nın diğerlerinden farkı işte bu. 

Kitabını okurken insancıllığını, neşesini, güleryüzünü ve sabırlı duruşunu hissettim. Kitabın altını çizdiğim yerleri yoktu fakat çoğunlukla yazarla aynı fikirde seyirettim. Sadece bir bölümünde farklı duruş gösteriyoruz, o da televizyonun zararlı oluşuna inanıyor kendisi. Ben saat belirleyerek ve ebeveyn kontrolünde izletilen doğru programların bir zararı olmayacağını bir Medya Okuryazarlığı Eğitmeni olarak düşünüyorum. Tabi herkesin kendi bakış açısı.

 

Gündelik Hayat

Gündelik Hayatı Planlı Hale Getirmek Zor Değil

Uyku alışkanlığım son zamanlarda çok ağır basıyordu. Dikkat edelim, ihtiyaç değil, alışkanlık diyorum. Gün içinde uyumayı gece uykusunu almış olsam bile keyfi olarak alışkanlık haline getirmiştim, Işık her öğle uykusuna yattığında psikolojik olarak ben de uyku isteği içinde buluyordum kendimi.

Doğal manzara şunu gösteriyordu, biriken gündelik işler. Evin toparlanması, okumak istediğim yayınlar, yemek hazırlamak ve olumlu enerjimin gece uyuyana kadar devam etmesi olması gereken şeylerdi. Herşeye koşmaya çalışan insan aynı zamanda hiçbir şeye yetemeyen insanı doğuruyordu.

kumbara-ne-ise-yarar

Fiş Fatura Saklayıcısı:

İlk adımı haftalık harcadığım parayı planlayarak attım. Ne alırsam fişini sakladım, belli miktarı aşmamaya çalıştım. Bunun tasarruf etmeyi sağladığını da gördüm. Şimdi ise aylık olarak planlıyorum ve belli miktarda tasarruf hedefliyorum. Bu bana şunu kattı: Tasarruf ve edilen tasarrufla değişim yaratmak.

 

 

calar-saat-evErken Kalkan Yol Alır

Ben Işık saat 07:30 ve 08:30 arası uyandığı için zaten erken kalkıyordum. Ve öğlen sebebini bilmediğim bir şekilde kahve içene kadar canlı ve enerjik hissedemiyordum. Artık sadece  sadece kafamda karar vererek yani kendime emir vererek canlı ve enerjik hale geliyorum.

Dünü Unutmak:

Dün akşamki muhabbet, dünkü yorgunluk, dünden kalma düşünceler falan filan hemen kovalıyorum aklımdan. Bazılarımız dünü hatta haftayı sürekli olarak gün içinde düşünür farkında olmadan. Odaklanmak ve odağı bugüne ve bu ana taşımak..söylemesi kolay benim gibi biraz bebeği ile birlikte hayatı değişen insanlar için odaklanmak bile biraz mesele haline gelir. Ne diyorduk, bugündeyiz, anın içindeyiz.

to-do-list-tumblr

Not Yazmak, Defter Tutmak ve To Do List :

Ben eskiden günlük tutardım, şimdi birbirinden ayrı not kağıtlarına yazıyorum, bazen de burada bloguma. Sebepsiz yazılan küçük notlar, o an hissettiğim şeyleri bir iki kelime de olsa not etmek bana kendime vakit ayırdığım hissini yaşatıyor. Günlük işleri not etmek ise gizli bir motivasyon kaynağı oluyor. Erteleme alışkanlığı azalıyor böylelikle. Geçmiş günlerde yazdığım notlara bakmak ise oldukça keyifli bir his. Yol kat ettiğimi hissediyorum.

Kahveden Çok Su Tüketmek: 

Kahveyi severim, çayı daha çok severim. Yemeğin üstüne muazzam. Fakat su tüketmek yani belli miktarda sıvı tüketmek gündelik olarak zinde hissettiriyor, yorgunluğu azaltıyor. Şurada size güzel bir detoks sıvılarının hazırlanışının videosunu paylaşacağım.

Bu kadarı bile uyguladığımda kendine daha çok vakit ayıran, daha planlı, daha motivasyonu yüksek hissediyorum.